 Rank: Advanced Member Groups: Member
Üyelik Tarihi: 4/26/2008 Mesaj Sayısı: 30 Puan: 90 Nerden: Australia
|
Gettin Real kitabının "Have an Enemy" bölümü ile devam ediyoruz. Benim kafama yattı anlatılanlar ve diğerlerinden daha güzel bir bölüm. En azından kendi içinde çelişmiyor. Yorumlarınızı bekliyorum.
Bir rakip edinin Kendi yazılımınızdaki özellikleri ortaya çıkarmanın en iyi yolu ne tür özelliklerin dahil edilmeyeceğini bulmaktır. Rakiplerin pek çok özelliği olabilir ve siz yeni başladığınız için tüm bu özellikleri müşteriye sunamayabilirsiniz.
37 Signals ekibi BaseCamp ürünü için düşünmeye başladığında Microsoft Project gibi bir ürünün ve sonu gelmez özelliklerinin farkındaydılar ve MS Project'ten korkmak yerine bunu bir motivasyon aracı olarak kullandılar. Anti-MS Project gibi bir ürün geliştirmeye karar verdiler.
BaseCamp tasarlanırken proje yönetiminin grafiklerden, raporlardan, istatistiklerden ziyade iletişim ile ilgili olduğunun farkına vardılar. Gene proje yöneticisinin tepeden inme planları yerine sorumluluğu tabana yaymanın daha akılcı olacağına karar verdiler. (Buradaki Anti-MS Project kavramına ve felsefenin nasıl değiştiğine dikkat edin.)
37 Signals ekibi proje yönetiminin diktatörleşmesi yerine demokratik bir ortam oluşturarak müşterinin bile içinde olacağı bir yapı haline getirmeye çalışmıştır. Projeler, içinde varolan herkesin katkısı ile daha da iyi konumlara gelebilmektedir.
Müşteriler genelde çok fazla özellik ve uzun öğrenim süresi gerektiren yazılımlardan uzak durma eğiliminde olabilir. (Yada en azından bir kısmı). Ortaya çıkaracağınız üründe kullanım ve özellik açısından sade bir yol takip ederseniz müşterilerin de ürüne ısınması daha hızlı olur.
Rakiplerin ürünlerini ve özelliklerini incelerken de aşırıya kaçmamak ve bu analizler üzerinde fazla vakit harcamamak gerek. Aksi takdirde görüş açınızı daraltacak ve kendi ürününüz hakkındaki düşüncelerinizi kısıtlayacaktır.
Seth Godin'den alınmış dipnot ise oldukça hin bir yöntem: Pazarlamacılar liderleri izlemek için eğitilmişlerdir. Buradaki doğal içgüdü kendi firmanız dışındaki iki rakip firmanın pazar kapma yarışında kimin kazandığını görüp kendi ürününüz için daha fazlasını yapmaktır. Esas problem ise bir müşteri bir ürünü satın aldıysa artık o ürünün pazarlama yalanlarına kanmış demektir ve müşterinin sizin ürününüzü alması için ikna etmek daha önce yanlış yaptığını kabul etmesinden geçer. Tabii ki insan psikolojisi yanlış yaptığını kabul etmekten nefret eder.
Bu tür pazarlama metodu yerine, müşteriye tamamen farklı bir hikaye anlatmak gerekir ki eski inandıkları hikaye yerine sizin hikayenizin daha önemli olduğuna inansın. Kuru karşılaştırma tabloları yerine güzel kelimelere dökülmüş ve sizin neden daha ucuz olduğunuzu anlatan, neden daha az özellik içerdiğinizi yada kullanım kolaylıklarını vurgulayan bir hikaye daha akıllıca olur.
Yani BaseCamp ve MS Project aslında aynı işi yapıyorlar fakat aralarında doğrudan bir karşılaştırma yerine proje yönetimi felsefesinin değiştiğini ve sistemin tamamen farklı çalıştığını ve çok kolay kullanılabildiğini vurguluyor 37 Signals.
Şimdi aklıma geldi; bu olay örneğin cep telefonu sağlayıcılarının fiyatlandırma üsluplarına benziyor. Hepsi o kadar farklı yöntemlerle fiyatları açıklıyor ki belli bir karşılaştırma yapamıyorsun. Hepsi farklı birimler ve süreler kullanarak açıklıyor ve bedava gelen SMS mesajlar ve diğer iskontolar genelde kafa karıştırmak için ideal.
Gıda ürünlerindeki KiloJoule ve KiloCalorie açıklamaları da aynı biçimde. Sürekli bir kafa karıştırma metodu mevcut ve en sonunda müşteri pes edip ya ambalajına göre yada fiyat ucuzluğuna göre alıyor ürünü.
|